Göç ve Sivil Toplum Projesi Türk Kızılay’ı Röportajı

Göç ve Sivil Toplum Projesi kapsamında COVID-19 salgını sürecinde özellikle sivil toplum kuruluşlarının yaptığı çalışmalara yer veriyoruz. Bu kapsamda bu ay Türk Kızılay’ı Göç Hizmetleri Direktörü Bayram Selvi ile COVID-19 salgınında bir sivil toplum kuruluşu olarak yaptıkları çalışmalar hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

Bayram Bey, öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ben Bayram Selvi, Türk Kızılay’ı Göç Hizmetleri Direktörü olarak görev yapıyorum. 2000 yılından bu yana Türk Kızılay’ında çalışıyorum. Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdikten sonra kariyerime Kızılay’da başladım ve hala devam etmekteyim. 2011 yılından bu yana geçici korunma, mültecilik, sığınmacılık gibi konularda özellikle de Suriye krizinde Suriyeli göçmenlerle ilgileniyorum. 2014 yılında kurmuş olduğumuz Göç Hizmetleri Direktörlüğü’ndeki görevimi sürdürüyorum.

Peki COVID-19 salgını ile ilgili Türk Kızılay’ı nasıl bir reaksiyon gösterdi, şu anda nasıl bir çalışma yöntemi izliyorsunuz?

11 Mart tarihinde Türkiye’de başlayan COVID-19 salgını ile birlikte olağanüstü haller başladı. Türk Kızılay’ı, ilk günden bu yana İçişleri Bakanlığımızın açıklamış olduğu Vefa Grubu’nun temel kuruluşlarından biriydi. Vefa Grubu içerisinde yer alıp yerli vatandaşlarımız başta olmak üzere yabancı vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidermeye yönelik olarak gıda kolisi dağıtımı, hijyen ürünleri dağıtımı, yaşlı hizmetleri, ev hizmetleri gibi icraatlar gerçekleştirdik. Bunların içerisinde göçmenler de vardı.

Göçmenler üzerine ne yaptığımıza bakacak olursak… Her şeyden önce Kızılay Kart faydalanıcılarımız var. Kızılay Kart faydalanıcılarımızın 65 yaş üzeri olanlarının evlerine hane ziyareti düzenleyerek kart değişimi, şifre değişimi gibi sorunları çözdük ve insanların mağduriyetlerini giderdik. Diğer yandan Türkiye’de 16 noktada 15 ilde hizmet veren Toplum Merkezlerimiz var. Ülkemizdeki Suriyeli nüfusunun %90’ına hitap eden bu Toplum Merkezlerimizin aracılığıyla halkımıza COVID-19 ile ilgili bilgilendirme yaptık. Toplum Merkezleri; meslek edindirme, dil kazandırma, toplumla uyumlaşma, çocuk koruma, psiko sosyal destek, dil eğitimleri, din eğitimleri, değişik meslek geliştirme, iş hayatına giriş konularında uyum faaliyetleri yürütüyor.

COVID-19 kapsamında bir ihtiyaç daha ortaya çıktı. Bu süreçte en önemli ihtiyaçlardan olan maske ve siperlik üretimine girdik.

Maske ve siperlik üretimi sayesinde kullanmış olduğumuz maskelerin tamamını kendimiz üreterek faydalanıcılarımıza dağıttık.

Maske kullanımı artık hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri. Kızılay 77 seneden sonra maske üretimine yeniden başladı ve Nisan ayından bu yana günde 100 bin maske üretiyorsunuz. Bildiğimiz kadarıyla mülteciler ile de maske üretimi yapıyorsunuz. Bu kapsamda yaptığınız çalışmalardan da bahsedebilir misiniz?

Tabii. COVID-19 kapsamında bir ihtiyaç daha ortaya çıktı. Bu süreçte en önemli ihtiyaçlardan olan maske ve siperlik üretimine girdik. Maske ve siperlik üretimi sayesinde kullanmış olduğumuz maskelerin tamamını kendimiz üreterek faydalanıcılarımıza dağıttık. Bu şekilde Toplum Merkezlerimizin maske ihtiyacını gidermiş olduk. Bu maskelerin üretiminin tamamında da bizim faydalanıcımız olan Suriyeli mülteci kadınlar, vermiş olduğumuz dersler ve eğitimlerin sonucunda almış oldukları sertifikalarla bize geri dönüş yaptılar ve bu maskeleri üretip dağıttık.

Günde kaç maske üretiliyor?

İzmir ve Şanlıurfa’da günde ortalama 15.000 maske ve 100 siperlik üretiyoruz. Toplam rakamlara baktığımızda da yaklaşık 748.000 maske ve 4.000 küsur de siperlik üretebilmişiz. Başa dönecek olursak faydalanıcılarımız bunu hem ürettiler hem de kullandılar. Bu gerçekten çok güzel bir şey. Suriyeli kadınların iş hayatına kazandırılmasına ve meslek edinmelerine önem veriyorduk; bunun hayata geçirilmesi ve onların böyle bir katkı sağlaması oldukça kıymetli bir çalışma.

COVID-19’un toplumda nasıl bir etki yarattığını belirlemek amacıyla bir anket gerçekleştirdiniz. Bu anketin odak grubundan ve amacından bahsedebilir misiniz? Anket ile kaç kişiye ulaştınız?

Evet hem vatandaşlarımızın hem de göçmenlerimizin COVID-19 ile ilgili ne kadar bilinçli olduklarını belirmek amacıyla gerçekleştirdik anket çalışmamızı ve çalışmaya yaklaşık 37.000 kişi katıldı.

Mülteci grupların, göçmen grupların ve Türkiye’de geçici statü ile kalan grupların yaşamış oldukları sorun, iş kaybı. Yaşadıkları bir diğer önemli sorun ise gelir kaybı ve gelir azalması.

Korona ile hayatları bir derece daha zorlaştı.

Peki anket çalışması ile elde edilen veriler nasıl bir sonuç ortaya koydu?

Hem Türk vatandaşlarımıza hem de göçmenlere sosyal medya ve internet sitemiz aracılığıyla yaptığımız lansman ile anket sonuçlarını aldık. Türk Kızılay’ı Göç Direktörlüğü olarak göçmenlerin bu konuya nasıl yaklaştıklarını, nasıl reaksiyon gösterdiklerini değerlendirmek istedik. Amacımız, her zaman olduğu gibi doğru verileri elde ederek insanların ihtiyaçlarını tespit etmek ve doğru aksiyon almaktı. Bu konuda elimizi ve bilgimizi güçlendirmemiz gerekiyordu. Sahada nasıl bir şey yapılabilir, kendimizi nasıl konumlandırabiliriz? Bu soruların cevaplarını aradık. Verilerle ulaştığımız sağlam bilgileri ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşmak doğru aksiyon almamızı sağladı.  En önemli şey, çalışmamızın sonuçları. Mülteci grupların, göçmen grupların ve Türkiye’de geçici statü ile kalan grupların yaşamış oldukları sorun, iş kaybı. Yaşadıkları bir diğer önemli sorun ise gelir kaybı ve gelir azalması. Anketin dikkat çeken bir sonucu da savunmasızlık ve rezistansın hayat dirençlerini azaltıyor olmasıydı. Sayfalar dolusu anketlerin sonucunda bizim elde ettiğimiz en önemli sonuç, halihazırda göçmenlerin yardıma muhtaç durumda olmaları ve zaten hayatlarını zor geçindiriyor olmalarıydı. Korona ile hayatları bir derece daha zorlaştı.