ICMPD Batı Balkanlar ve Türkiye Bölge Ofisi tarafından yapılan saha araştırması: Türkiye’de göç ve uluslararası koruma alanında STK-Kamu iş birliği

Türkiye’de göç yönetiminden sorumlu kamu kurumu olan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (GİGM) faydalanıcısı olduğu ve uygulamaya yönelik teknik desteğin International Consulting Expertise (ICE EEIG) liderliğindeki Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (International Centre for Migration Policy Development – ICMPD), Eurasia Social Change (ESC) ve FCG Swedish Development’tan (FCG İsveç) oluşan bir konsorsiyum tarafından sağlandığı Göç ve Sivil Toplum Projesi kapsamında yürütülen yeni saha araştırması, daha iyi bir göç yönetimi için Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları (STK) ve kamu kurumları arasındaki iş birliğinin nasıl daha da geliştirilebileceğine ışık tutuyor. Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından ortak finanse edilen projenin sözleşme makamı Merkezi Finans ve İhale Birimi (MFİB).

Projenin temel faaliyetlerinden biri, ICMPD Batı Balkanlar &Türkiye Bölge Ofisi tarafından yürütülen saha araştırması. ICMPD Türkiye, göç ve uluslararası koruma alanında iş birliği için STK’ların ve kamu kuruluşlarının mevcut kapasitesini gözden geçirmek ve ayrıca yerel ve uluslararası düzeyde muhtemel iş birliği alanlarını belirlemek amacıyla; Aralık 2019- Haziran 2020 döneminde Türkiye’nin 15 ilindeki 47 STK ve çeşitli kamu kurumları, meslek örgütleri, üniversiteler ve yerel yönetimler ile toplam 117 yüz yüze ve çevrimiçi mülakat gerçekleştirdi. Saha araştırmasının, daha iyi bir göç yönetimi için STK-kamu sektörü iş birliğinin teşvik edilmesi yolunda yeni politikaların geliştirilmesine rehberlik etmesi bekleniyor.

Saha araştırmasının ana bulguları şunlara işaret etmekte:

  • Türkiye, göç ve uluslararası koruma alanında oldukça sağlam kamu-sivil toplum iş birliği örneklerine sahiptir. 2010’lu yılların başında Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) taslağının hazırlanması sırasında kamu-STK istişare süreci ve insan ticareti alanındaki iş birlikleri bu alandaki dikkate değer örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • Hâlihazırda, Türkiye’de göç ve uluslararası koruma alanlarında faaliyet gösteren birçok STK bulunmaktadır. Bu STK’ların önde gelenleri göçmenlere, Geçici Koruma (GK) sahiplerine ve Uluslararası Koruma (UK) başvuru sahiplerine önemli hizmetler sunmaktadır. Ayrıca, bu STK’ların bu topluluklara güçlü bir erişimleri vardır. Göç alanında faal olan STK’ların kapasiteleri genel olarak oldukça güçlüdür ve bunların bir kısmı kamu kurum ve kuruluşlarına çeşitli alanlarda özellikle il düzeyinde önemli destekler sağlamaktadır.
  • Son yıllarda Suriyeli mültecilerin ve diğer uyruklardan göçmenlerin daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde Türkiye’ye göç etmesiyle birlikte sahada önemli acil ihtiyaçlar ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaçlar kamu kurumlarını ve STK’ları ortak çalışmalar için birçok ilde zaten bir araya getirmiştir. Kamu-STK koordinasyonu ve iş birliği alanındaki iyi uygulamaların ülke çapında yaygınlaştırılması için bu illerle diğer iller arasında deneyim paylaşımına imkân sağlayacak platformların oluşturulması gerekmektedir.
  • Hem il düzeyinde hem de merkezi düzeyde STK’lar ve kamu kurumları arasında daha güçlü bir diyaloğa ihtiyaç duyulmaktadır.

Saha araştırması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve AB tarafından finanse edilen “Göç ve Uluslararası Koruma Alanında Sivil Toplumla İş Birliği için Teknik Destek Projesi” (Göç ve Sivil Toplum Projesi) kapsamında yürütüldü.

Bu yayın Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla ICE EEIG liderliğindeki konsorsiyumun sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.